Film Köşesi: Truth

Film Köşesi’nden hepinize merhaba!

Bugünkü konuk filmimiz benim son zamanlarda çıkmasını merakla beklediğim filmlerin arasında da yer alan Truth olacak.

b66b3019fd

Ülkemizde bugün vizyona giren filmi koşarak izledim hemen ben, baya da sevdim açıkçası. Onun üstüne Metacritic ve Rotton Tomatoes gibi sitelerde pek beğenilmediğini görünce çok şaşırdım haliyle. Fakat bence beğenilmemiş olmasının en büyük sebebi olayların hala güncelliğini koruyor oluşu veya George W. Bush’un, genel olarak Bush ailesinin, hala geçerli bir itibarı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Ne olayları, Bush’lar ne alaka ya diye sormaya başlayan sizleri daha fazla bekletmeden konuya geçiyorum.

truth-cate-blanchett-e-robert-redfor2004 yılında tam yeni başkan seçimi öncesi dönemde geçiyor film. George W. Bush’un yeniden seçilmesinin altı ay öncesi kadar falan, Ebu Garib hapishanesindeki işkence olaylarını gün yüzüne çıkartan yapımcı, Mary Mapes yeni bir haberin peşindedir. Daha önceki seçim döneminde ailesinde yaşanan üzücü bir olayın sonucu olarak yayınlayamadığı haberi bu seçimden önce yayınlamak istemektedir çünkü haber yeniden başkan adayı olan George W. Bush’un kariyerinin gidişatı, hatta genel olarak dünyanın gidişatını, değiştirebilecek cinsten bir şey! Bush’un Vietnam Savaşı’na gitmemek için 1968 yılında Teksas’ta Hava Kuvvetlerine katılmasını, bunun üzerine bir sene boyunca kışlada görünmemesi ve yeniden ortaya çıktığında askerlik görevinin bitmesinden dokuz ay önce Harvard’da İşletme okumak için erken ayrılmak ister ve ayrılır da. Savaştan kaçabilmek için hava kuvvetlerine girmesi de, ortada görünmediği zamanda oradaymış gibi davranılması ve erken ayrılmak istediğinde izin verilmesi de babasının o dönemde senatoda görev almasından kaynaklıdır tabii ki. Ayrıca Bin Ladin ailesiyle bir ilişkisi olduğu konusunda kısa ekstra bir senaryo da dahil ediyorlar fakat orayı pek incelemeden geçiştiriyorlar filmde.

Bu kaynakların CBS’in 60 Minutes Wednesday programının yapımcısı Mary Mapes’in eline ulaşmasından sonra yayınlanması arasında ne yazık ki çok kısa bir süre vardır, eğer “Ekim Sürprizi” yapmayı tercih etselerdi ya da biraz daha zamanları olsaydı gelişen sonuçlar biraz daha farklı ve olumlu olabilirdi diye düşünmeden edemiyor insan. “Killian Doküman Skandalı” olarak anılan bu belgeler efsane haber sunucusu Dan Rather’ın CBS’teki kariyerinin sona ermesine sebep olduğu gibi Mary Mapes’in TV yapımcılığı kariyerinin bitimine de sebep olmuştur (Filmle ilgili vereceğim tek spoiler bu rahat olabilirsiniz).

Mary Mapes’in 2005 yılında yayınladığı Truth and Duty: The Press, the President and the Privilege of Power kitabından esinlenerek yapılan filmde paranın ve güce sahip olmanın ne kadar önemli olduğuna dair çok güzel ve ayrıntılı metaforlar var. O metaforları daha net bir şekilde anlamak için ya filmin geçtiği dönemdeki olaylar hakkında genelden biraz daha ayrıntılı bir bilgiye sahip olmalısınız ya da filmi birden çok kere izlemelisiniz.

Filmde olayların biraz hızlı bir şekilde üzerinden geçilmesi veya sonrasında geri dönülmeyen hikayelerin senaryoya eklenmesi de  filmi başarısız yapan konulardan biri olabilir. Her şeye yer vermek istemişler gibi duruyor o yüzden de arada hafif kopukluklar kaçınılmaz olmuş.

Filmin kadrosuna gelecek olursak; Mary Mapes rolünde Cate Blanchett var, Robert Redford da Dan Rather rolünde. İki isim de fazlasıyla başarılı rollerinde, her ne kadar karakterlerinin gerçek olanlarıyla pek bir fiziksel benzerlikleri olmasa da. Onlara ek olarak ise Elisabeth Moss, John Benjamin Hickey, Dennis Quaid, Topher Grace de yer alıyor. Filmin senaryosunu yazan James Venderbilt ayrıca ilk defa yönetmenlik koltuğuna da oturmuş film için.

Şimdi yazacağım kısmı ise Cate Blanchett’i çok seven birisi olarak yazdığımı belirtmek istiyorum. Bence bu rol için Cate Blanchett’in seçilmesinin tek sebebi kendisinin ismiyle para kazanmak sadece. Evet kendisi muhteşem bir oyuncu, ama bu filmde yer almamalıydı, bunun kendisi için en önemli sebebi karakter ara ara Jasmine’i anımsatıyor. Bu da haliyle Blanchett’i kendisini tekrar eden bir isimmiş gibi gösteriyor. Üstelik aynı sene içinde buradakinden daha iyi bir performansı Carol’da sergiliyor, dolayısıyla kendisine gelecek olan ödül töreni adaylıkları da oradaki rolüne gideceği için çok anlamsız bir zamanda yayınlanan bir film olmuş. Eğer filmin casting yönetmeni ben olsaydım bu rolü canlandırması için Vera Farmiga’yı ya da Anna Gunn’ı seçerdim, zaten film süresince Blanchett size iki ismi de anımsatacak görüntülere sahip, dikkat ettiğinizde göreceksiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s