Film Köşesi: The Revenant

Film Köşesi’nden hepinize merhaba!

Bu yazının konusu olan filme hepimizin fragmanlarından yeterince aşina olduğunu düşünüyorum açıkçası. Her ne kadar vizyonda ikinci haftası da olsa, aylardır ortadaymış gibi hissediyorum ben bu filmi. Leonardo DiCaprio’nun iki saatin üzerinde bir sürede Oscar almak için dilendiği film hakkında konuşmamak olmazdı da zaten.

Girişimden de anlayabileceğiniz üzere bu filme karşı pek olumlu duygular beslemiyorum. Bunun sebepleri arasında filmin iyi bir senaryosu olmayışı, fazla gürültülü ve cani oluşu, filmin yönetmenin geçen sene haksız bir şekilde üç tane Oscar kazanan Alejandro González Iñárritu oluşu, filmin bu sene de haksız bir şekilde en azından bir Oscar kazanacağı (En İyi Aktör) gerçeği gibi şeyler vardı. Filmi sevebilmem için tek sebep ise Tom Hardy’nin yer almasıydı. O da yeterli olmadı tabii ki.

Tom Hardy de bu film için Oscar adayı oldu.
Tom Hardy de bu film için Oscar adayı oldu.

Gerçek olaylardan esinlenerek yazılan film 2002 yılında Michael Punke tarafından yazılmış aynı isimli kitaptan da kısmen parçalar kullanmış. Türkçe ismini seçen arkadaş azıcık daha esprili olup “Öldürmeyen Allah Öldürmüyor”u seçse film biraz daha eğlenceli görünebilirmiş, lol. Neyse film avcı ve rehber Hugh Glass’ın vahşi bir ayı saldırısından sonra hayatta kalmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Bu sırada John Fiztgerald tarafından oğlu öldürülen ve ekip üyeleri tarafından ölüme terk edilen Hugh Glass şans eseri birkaç defa ölümden kurtulup yaşadığı yere geri dönebilmeyi başarmıştır. Bir gün öncesinde tesadüfen bunu öğrenen Fitzgerald ise Teksas’a gittiğini söyleyip ormana doğru kaçmıştır. İlahi bir şekilde Fitzgerald’ın ormana kaçtığını bilen Glass da kendisini takip etmek için ormana doğru yol alır, Fitzgerald’ı akıllıca bir planla yakalayan Glass onu öldürecekken son anda bir takım yerli insanı görünce intikamın kendisine değil Tanrı’ya ait olduğunu hatırlar (bu ana kadar neredeydi bu bilinç acaba?) ve Fitzgerald’ı nehirde akıntıya bırakıp yerlilerin onu öldürmesine olanak sağlar, intikam almak için bu ana kadar tek başına dağları delip, çölleri aşan Hugh Glass filmin sonunda artık dayanamayıp ölüyor, tabii ölümünü göstermemişler ki seyircilerden bazıları ölmediğini düşünebilsinler. Sıkıcı bir hikayenin tatmin etmeyen sonu ile film bitiyor yani.

leodicaprio

Filmin ayrıca yerlileri yansıtırken de sorunlu olduğunu düşünüyorum ama bu konuda yeterli bir bilgiye sahip olmadığımı düşündüğümden detaylı olarak incelemekten vazgeçtim onu.

Sonuç olarak sürüne sürüne Oscar kazanacak Leonardo DiCaprio daha önce kendisinin hakkını yiyen isimler gibi bu sene daha çok hak eden bir ismin hakkını yiyecek. What goes around comes back around, when karma goes wrong gibi cümlelerle özetleyebiliriz sanırım bu durumu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s