Film Köşesi: Hidden Figures

Screener sezonu yavaş yavaş geliyor mu yoksa box office’te başarılı olan ve kadrosu siyah bireylerden oluşan filmlere bir komplo mu kuruyorlar bilmiyorum ama benim merakla beklediğim filmlerden birisi olan Hidden Figures de internete sızdı. Daha önce aynı şeyin Fences‘in de başına geldiğini düşünürsek bence komplo teorim daha ayrıntılı bir şekilde araştırılmalı.

oprah

Bu filmin yapıldığını öğrenene kadar hayatımda duymadığım bir hikayeydi filme konu olan olaylar. 1950-60’lar Amerikası göz önüne alınca o dönemde Siyah erkeklerin bile yapamayacağı bir şeyi hem Siyah hem de kadın oldukları için iki defa dışlanan kadınların yapması gerçekten bir mucize gibi duruyor.

hf-gallery-02-gallery-image

Taraji P. Henson, Octavia Spencer, Janelle Monae, Mahershala Ali, Kevin Costner, Jim Parsons, Kirsten Dunst, Glen Powell gibi isimlerin yer aldığı filmin yönetmenliğini Theodore Melfi (St. Vincent) yapıyor, kendisinin yönettiğinin filmde nerelerde hissedilebilir olduğunu birazdan daha ayrıntılı yazacağım. Filmin senaryosunu ise Melfi ile birlikte Allison Schroeder yazmış. Filmin en rahatsız edici noktalarından birisi olan soundtrack’ini ise Pharrell Williams ve Hans Zimmer yapmışlar. 

Soğuk savaş döneminde geçen Hidden Figures Sovyetler Birliği ve Amerika arasında geçen uzay yarışı döneminde Amerika’da daha spesifik olarak NASA’da yaşananlara bakıyor. Çaresiz bir durumda kalınca önyargıların nasıl yıkılabileceğini, hem de insanların aslında birbirleriyle ne kadar benzediğini ve önyargılarını kırdıktan sonra bunu ne kadar kolay bir şekilde anlayabileceklerini falan anlatıyor film. Fakat filmde işlenilen konu o kadar çelişkili ki bu mesajlar tabii ki de havada kalıyor.

“- Hadi bu adama ırkçılığını bıraktırttıralım. 

– Nasıl yapalım? 

– Çok çaresiz kalsın o sebeple de ırkçı olmaktan vazgeçsin. 

– Mükemmel fikir!!”

Şahsen buna benzer bir konuşmanın o iki senarist arasında geçtiğine emin gibiyim. Her ne kadar gerçekte yaşanmış olaylardan uyarlanmışsa da o olayların filmde işlenişini bu iki isim seçiyor (artı uyarladıkları kitabın yazarı Margot Lee Shetterly fakat o kitap kurgu ürünü olmayan bir yapım, okumadım ama sanmıyorum ki kişilere kendi hayal ürünü sebeplerle yaklaşmış olsun bu yazar) ve sonuç olarak seçtikleri yol olayları ortaya koyması yönünden hiç tatmin edici değil. Filmlerden bütün olayları olduğu gibi yansıtmalarını -a.k.a. belgesel olmalarını- bekleyen bir insan değilim ama bazı gerçekler hakkında da konuşulması gerek ki bir ilerleme sağlanabilsin.

df-3-gallery-image

Gelelim yönetmenin filmdeki tercihlerine ve yukarıda ortaya attığım “kendisinin yönettiği belli oluyor” teorisinin açıklamasına. Kendisi derken burada Melfi’yi kastetmemiştim aslında, genel olarak beyaz bir erkeğin bu filmi yönettiği çok belliydi. Tarihi gerçekleri bütün acımasızlıklarıyla işlemekten kaçınması, “segregation” gibi bir konuyu oradan oraya tuvalete koşan bir Taraji P. Henson’la ele alması ve bu konuyu işlemek için tercih ettiği yöntemin komedi olması, Beyaz Adam‘ın bu soruna çözüm bulması, Mary Jackson’ın NASA’da çalışan ilk siyah kadın mühendis olması gibi tarihsel olarak aşırı önem taşıyan bir gerçeğin yan-plot bile denemeyecek kadar kısa bir şekilde işlenmesi falan ister istemez acaba bu filmi beyaz bir erkek yönetmen mi yaptı sorusunu sordurdu bana. Cevabın evet olması ise yaşadığım hayal kırıklığını biraz da olsa azalttı, çünkü beyaz erkeklerin bu kadar duyarsız yaklaşımlarda bulunmaları şaşırtıcı değil en azından (Filmin yönetmenini bilmeden izlemeye başlamam ise ne kadar popüler kültür düşkünü olduğumun göstergesi gibi bir yandan. Tanınan oyuncular mı var? Count me in, lol.) 

 

hf-gallery-04-gallery-image

Bütün bunlara rağmen filmi yine de izlemenizi öneririm ben. Taraji P. Henson ve Janelle Monae başta olmak üzere oyuncu kadrosu çok başarılı bir iş gerçekleştirmişler. Üstelik bu kadar yetersiz şeyin arasında yine de size bazı olayları ya da gerçekleri sorgulatacak bir şeyler var. Eğitimin günümüzde çok doğal bir olay gibi görünmesine karşılık belki de şu anda okuyan kesimin %99’undan daha fazla potansiyeli olan siyah bir kadının kariyerinde ilerleyebilmek için ne kadar çaba göstermesi gerektiğini fark ettiğinizde en azından gözleriniz dolmuyorsa -ben gecenin bir körü hıçkırarak ağlamıştım- kalbinizin olması gereken yerde bir boşluk olduğuna inanıyorum.

Filme notum B- oldu, keşke para kazanma hevesiyle değil de tarihi değiştirmede büyük katkıları olan bu kadınların yaşamlarını -en azından o kesimlerini- anlatmak için yapılan bir film olsaymış.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s