Film Köşesi: Lion

lion_2016

Ülkemizde tutma ihtimaline baya inandığım filmlerden birisi olan Lion‘ın, en azından Ankara’da, aşırı sınırlı bir şekilde vizyona girdiğini görünce çok şaşırdığımı belirtmeden edemediğimi söyleyerek yazıma başlıyorum. Sonuçta böyle acıklı şeyleri çok severiz ülkece, o yüzden gerçekten şaşırtıcı bir durum.

Televizyondan filmlere doğru bir geçiş yapan Garth Davis‘in ilk uzun metrajlı filmi olan Lion‘ın kadrosunda Dev Patel, Nicole Kidman ve Rooney Mara gibi tanıdık Hollywood isimleri var, kendilerine ek olarak da çok sayıda Hint oyuncu yer alıyor, filmin başrolünde ise aşırı sevimli bir çocuk oyuncu olan Sunny Pawar var. Filmin senaryosunu ise Saroo Brierley tarafından yazılmış otobiyografik A Long Way Home kitabından Luke Davies uyarlamış.

lion2Babasının terk ettiği annesi tarafından büyütülen çocuklardan birisi olan Saroo beş yaşındayken abisi Guddu’yla birlikte bazen çalışıp bazen dilenmektedir. Bir gece Guddu’nun tren istastonuna çalışmaya gideceği sırada onunla gitmek isteyen Saroo uykulu olması ve abisinin nereye gittiğini uyandığında hatırlayamaması yüzünden bir paniğe kapılır ve o panikle yaşadığı korkudan ötürü kendisini evinden 1500 kilometre kadar uzakta bir yere götürecek olan boş trene biner uyumak için, uyandığında ise tren çoktan hareket etmiştir ve Saroo nereye gittiğini ya da ne şekilde sonuçlanacağını bilmediği bir yolculuğa çıkmak zorunda kalır. Nerede olduğunu bilmeden, Kalküta’daymış, hayat şartlarına uyum sağlayarak evine dönmeye çalışan Saroo’nun bir tren istasyonunda başlayıp, Avustralyalı bir aile tarafından evlat edinmesine kadar uzanan hikayesini izliyoruz filmin ilk yarısında. Filmin ikinci yarısında ise üniversiteye başlamış olan Saroo’nun doğum annesini ve doğduğu yeri keşfetme isteğini ve Google Earth’ün yardımıyla neredeyse imkansız görünen bu olayı başarmasını izliyoruz.

Filmin ilk yarısı yoğun müzik kullanımı ve aşırı gerçekçi bir şekilde yapılmış olmasıyla iyi olmasına rağmen baştan savma bir şekilde yapılan ikinci yarısı filmin ilk yarısının yaratmaya çalıştığı samimiyeti öldürdüğü gibi, ticari amaçla yapılmış bir duygu sömürüsü filmi olduğunu da belli ediyor. Seyircinin duygularını istismar etmek için yapıldığı çok belli olan bu filme benim notum Hauschka ve Dustin O’Halloran’ın çok başarılı bulduğum müziği, Pawar’ın sevimliliği ve kısa da olsa Rooney Mara’ya yer vermesinden dolayı D oldu. Filmi izlemeden filmin hikayesini anlamak istiyorsanız da Sia’nın film için yaptığı Never Give Up şarkısını dinleyebilirsiniz, daha az zaman kaybı olur sizini için.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s